<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><?xml-stylesheet type='text/xsl' href='http://turgut85.spaces.live.com/mmm2008-05-17_13.22/rsspretty.aspx?rssquery=en-US;http%3a%2f%2fturgut85.spaces.live.com%2fcategory%2fBooks%2ffeed.rss' version='1.0'?><rss version="2.0" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:msn="http://schemas.microsoft.com/msn/spaces/2005/rss" xmlns:live="http://schemas.microsoft.com/live/spaces/2006/rss" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/" xmlns:cf="http://www.microsoft.com/schemas/rss/core/2005" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"><channel><title>confessions of a diseased mind: Books</title><description /><link>http://turgut85.spaces.live.com/?_c11_BlogPart_BlogPart=blogview&amp;_c=BlogPart&amp;partqs=catBooks</link><language>en-US</language><pubDate>Wed, 18 Jun 2008 18:13:31 GMT</pubDate><lastBuildDate>Wed, 18 Jun 2008 18:13:31 GMT</lastBuildDate><generator>Microsoft Spaces v1.1</generator><docs>http://www.rssboard.org/rss-specification</docs><ttl>60</ttl><cf:parentRSS>http://turgut85.spaces.live.com/blog/feed.rss</cf:parentRSS><live:type>blogcategory</live:type><live:identity><live:id>5254884898192540269</live:id><live:alias>turgut85</live:alias></live:identity><cf:listinfo><cf:group ns="http://schemas.microsoft.com/live/spaces/2006/rss" element="typelabel" label="Type" /><cf:group ns="http://schemas.microsoft.com/live/spaces/2006/rss" element="tag" label="Tag" /><cf:group element="category" label="Category" /><cf:sort element="pubDate" label="Date" data-type="date" default="true" /><cf:sort element="title" label="Title" data-type="string" /><cf:sort ns="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" element="comments" label="Comments" data-type="number" /></cf:listinfo><item><title>vladimir kurag</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1461.entry</link><description>&lt;div&gt; güneş ufukta kırmızı elbisesini giymişti, bir günü daha geride bıraktım diye düşündü. huzursuzdu. içindeki havasız boşluk onu rahatsız ediyordu. her şeyi içine çeken, ruhunu, benliğini uyuşturan bir boşluktu bu. bir şeylerin içine çekildiğini hissediyordu, ne olduğunu bilmediği bir şeylerin. bilinçsiz bir kayıtsızlık içindeydi. dün, bugün ne yapmıştı? uzun süredir ne yapmaktaydı? kayda değer bir cevap bulamadı. sonra bir anlığına basit bir cevap yardımına yetişti; hayatta kalmıştı. tam aklını bunun da kayda değer bir şey olduğunu ikna etmek üzereyken, cevap yüreğinin közlenmiş ateşinde tutuşup yandı. artık bir cevabı da yoktu. ortada bir neden olmadan yani en azından bir şeye karşı yada bir şey için yaşamadıktan sonra hayatta kalmanın ne anlamı vardı? bu bir başarı mıydı?&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;hiç girmek, savunmak istemediği cephelerde yıllarca savaşmıştı. inanmadığı ülküler uğruna yüzlerce askerin canını kılıcıyla almış, bir o kadar &amp;quot;dava&amp;quot; arkadaşını da o ülkü uğrunda yitirmişti. amaç ortadan kalkınca anlamlar da rüzgarlara karışıp gidiyordu. yine bir yabancı cephe, askerler savaşıyor. o ise çadırının önünde güneşin batışını izliyordu. emir eri oleg topal bacağı sendeleyerek, elindeki bir fincan çayı dökmemeye özen gösterek yanına yaklaştı. çayı ona ikram ettikten sonra vladimir'in bir kafa hareketiyle huzurndan çekildi. sendeleyerek giden oleg'in arkasından imrenerek baktı, bir amaç uğruna yaşıyordu. vladimir'in en son ne zaman bir şeyi bütün kalbinle inanarak yaptığını unutmuştu. bir bir bırakmıştı ipleri elinden, hayata karşı giriştiği irade savaşında cephe cephe yenik düşmüştü. insanların olgunlaşma yaşları dedikleri küçük serüvenin sonuna geldiğinde eskiden romanlarda okuduğu sıfırdan yükselen, her zorluğa rağmen başaran kahramanlardan olmadığını öğrenmek zorunda kalmıştı. kendini karanlıkta kalmış bir kalabalığın arasında buluvermişti. belki de sadece yeni yerine alışması biraz zaman alıyordu. çevresinde kendisi gibileri görüyordu, hallerinden memnundular. arkasına yaslanıp çayının tadını çıkarmaya çalıştı, güneş dağların arkasından günün son ışıklarını üzerine gönderiyordu...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;vladimir kurag, isimsiz ülkenin isimsiz generali&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;göğsünde takılı bir demirden şerefin timsali&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;hiç hatırlanmayacak hatıraların&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;hiç savaşılmamış savaşların&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;hiç yaşanılmamış yaşamların&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;demir madalyalı kahramanı&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+vladimir+kurag&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1461.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1461.entry</guid><pubDate>Sun, 15 Jun 2008 21:08:54 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!1461/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1461.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2008-06-15T21:08:54Z</dcterms:modified></item><item><title>Eski bir dost...</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1449.entry</link><description>&lt;p style="margin:0cm 0cm 10pt;text-align:justify"&gt;&lt;font color="#ffffff"&gt;&lt;font face=Arial&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;span&gt;   &lt;/span&gt;Bir Pazartesi öğleden sonrasıydı. Son hastası ayrılalı bir kaç dakika olmamıştı fakat daha şimdiden günün yorgunluğu sinsi bir yılan gibi ayaklarından bedenini sarmaya başlamıştı. Koltuğundan kalkmak istemedi. Tembelliğine mazaret ararcasına önünde açık duran bilgisayarın monitöründe bir şeyler aradı. Sistematik bir şekilde tarıyordu başlıkları. Üçüncü dünya savaşlarına , küresel ısınma sorunlarına, siyasi ikditarsızlıklara çoktan bağışıklık kazanmıştı gözleri. &lt;span&gt; &lt;/span&gt;Başlıkları ışık hızıyla geçerken küçük bir alt başlık dikkatini çekti; “Bilim Dünyasının Acı Kaybı : Prof. K. Kırlı bu sabah evinde ölü bulundu.”&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Başlığı farketmesini izleyen bir kaç dakikada beynindeki küçük nörotransmitter dalgacıkları dalgakıranlara çarpmaya başlamıştı bile. Bilincinin ilk seferde tanıyamadığı bu ismi, bedeni görür görmez tanımıştı. Kalbi çarpmaya, dudakları ise uyuşmaya başlamaştı ama o haberin devamını okumadan bunlara bir anlam verememişti bile.&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt; 
&lt;p style="margin:0cm 0cm 10pt;text-align:justify" align=left&gt;&lt;font color="#ffffff"&gt;&lt;font face=Arial&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;span&gt;   &lt;/span&gt;Haberdeki isim Koray Kırlı‘ydı. Ve onun eski bir dostuydu. Kısa haberin yarısına profesörün akademik başarıları sığdırılmaya çalışılmıştı . Diğer yarsını ise sert hatlı, yer yer kır saçlı, gülen gözlü bir fotoğraf ve bir de bir sonraki gün öğle namazına müteakiben memleketinde defnedileceğini yazan bir sonuç paragrafı dolduruyordu. “Hiç değişmemiş” diye geçirirken içinden odada sol tarafını kaplayan aynadan yansıyan&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;kel, beyaz saçlı ve sarkmış, kırış kırış derili yaşlı adama istemsiz bir bakış attı. &lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;
&lt;p style="margin:0cm 0cm 10pt;text-align:justify" align=left&gt;&lt;font color="#ffffff"&gt;&lt;font face=Arial&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;span&gt;   &lt;/span&gt;Biz Pazartesi öğleden sonrasına göre çok garip duygular içerisindeydi. Bir yandan göğsü eski güzel günlerin derinliklerinden gelen tatlı hatıralarla dolarken öteki yandan diplerdeki soğuk, karanlık bir delikten bütün bu güzellikler acımasızca akıp, heba olmaktaydı. Ekrandaki resim ve isim ölümün hazan rüzgarları ile birlikte gelmişti. Sanki bu eski dost, göçüp giderken omzuna dokunup gidivermişti. &lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;
&lt;p style="margin:0cm 0cm 10pt;text-align:justify" align=left&gt;&lt;font color="#ffffff"&gt;&lt;font face=Arial&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;span&gt;   &lt;/span&gt;İşte bu hisler içindeyken bir anda uzun zaman önce boyun eğmeyi seçmiş olduğu hayata karşı isyan bayrağını çekti. Yıllar sonra gelen bu hissi, yüreğindeki nemliliği kaybetmeye niyeti yoktu. Ordularına hücum emri verecek bir komutan gibi ayağa kalktı. Kararlı adımlarla odasından çıktı. Ondaki bu hal etrafındaki her şeye siniyordu. Öyle ki sekreteri bir sorun olup olmadığını ancak kekeleyerek sorabildi. Ateş saçan gözlerle sekreterine baktı. Kısa bir sessizlikten sonra bir sorun olmadığını, bir iki gün sonra döneceği bir yolculuğa çıkması gerektiğini ve son olarak çalıştığı hastaneyi ve karısını durumdan haberdar etmesini söyledi. Karısını arayıp durumu kendisi söyleyebilirdi fakat ne yaptığından kendisi bile emin değilken bir başkasına açıklayacak hali hiç yoktu. Biraz bencilce de olsa o an tek istediği “yol” a devam etmekti. &lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;
&lt;p style="margin:0cm 0cm 10pt;text-align:justify" align=left&gt;&lt;font color="#ffffff"&gt;&lt;font face=Arial&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;span&gt;   &lt;/span&gt;Mobil hayatın bütün küçük iletişim aletlerini yakındaki bir çöp kutusuna bıraktıktan sonra arabasına bindi. Nereye gittiğini bilmediğini farkettiğinde çoktan şehir dışına çıkmıştı. Arabayı anlamsızca sürerken yaşlı beynini en dip köşelerine kadar zorlardı. “Memleket”ten söz ediyordu haber. Neresiydi? Neresiydi? “Datça” dedi en sonunda. Aradığı şeyin orda olduğundan emin olması çok uzun sürmedi. Nereye gideceğini bilen bir adam gibi yola koyulmuştu. Görünmez bir elin masanın üzerinde hareket ettirdiği bozuk para gibi kayıp gidiyordu yollarda. &lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;
&lt;p style="margin:0cm 0cm 10pt;text-align:justify" align=left&gt;&lt;font color="#ffffff"&gt;&lt;font face=Arial&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;span&gt;   &lt;/span&gt;Beyaz evlerle dolu koyu gördüğünde, gece boyu şehri aydınlatan sokak lambaları nöbetlerini eski yaşlı güneşe teslim etmek üzereydiler. İnsanlar miskin uykularından uyanıp sokakları adımlamaya başlayınca kadar deniz kenarındaki bir çocuk parkında oturdu. Doğan güneşi, sabah melteminde hafif hafif sallanan salıncakları izledi. Ve hep düşündü. Yitenler, unutuldu sanılıp bir kenara sıkışanlar, çok uzaklara gitmiş olanlar aklında tam adım gösteri yürüyüşü yapıyordu. &lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;
&lt;p style="margin:0cm 0cm 10pt;text-align:justify" align=left&gt;&lt;font color="#ffffff"&gt;&lt;font face=Arial&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;span&gt;   &lt;/span&gt;Kendine geldiğinde şehir canlanmaya başlamıştı. Deniz kenarındaki “turistikleştirilmiş” kahvehanede yaşlı bir adam sandalye ve masaları içeriden çıkarıp yolun kenarına diziyordu.&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Kahvehaneye doğru gitti,&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;asmaların altında bir masaya oturdu. Çaycı yanına yaklaştı: “Daha açmadık beyim.” Dedi. Çaycıya baktı ve okuduğu haberi sordu. Çaycı’nın yüzünde bir dalgalanma oldu ve adama neden onu aradığını sordu.”Dostumdu” dedi, sessizce. Çaycı’nın ifadesi donuklaştı, sakar adımlarla içeri girdi. Yirmi dakika sonra elinde bir nargile ile geri geldi, adamın yanına koydu. Titrek sesi ile “Oturduğun yerde otururdu hep”. Adam nargileyi eline aldı. Bir türlü sevememişti şu tütünlü meretleri. Acemice bir nefes aldı işlemeli borudan sonra üfledi dumanı, daldı taze ufka. Şimdi gözünde bir elinde nargilesi ile onu dinleyen arkadaşının görüntüsü belirmişti. Kah elinde heyecanla nargileyi sallıyor, kah kafasını geri yatırıp yüksek tınılı bir kahkaha atıyordu. Kendine geldiğinde yanında bir fincan kahvenin durduğunu farketti. Kahveden bir yudum aldı, soğumuştu. Uzun zamandır dumanlı ufuklarda geziyor olmalıydı. Zaman bekleme zamanı değildi. Sıçrarcasına ayağa kalktı. Çaycı’dan dostunun yerini öğrendi ve arabaya atladı. &lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;
&lt;p style="margin:0cm 0cm 10pt;text-align:justify" align=center&gt;&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com/y1pdg524pW_-3QMFdEAlZnpS9YK61G9dzIt7NFIkmpbmgACupr6u3kkQoQNBlFahnssrggFmkTNUOc" target="_blank"&gt;&lt;img style="width:663px;height:463px" height=200 alt="Datca_3_by_bandini1" src="http://byfiles.storage.live.com/y1pdg524pW_-3QMFdEAlZnpS9YK61G9dzIt7NFIkmpbmgACupr6u3kkQoQNBlFahnssrggFmkTNUOc" width=300&gt;&lt;/a&gt; 
&lt;p style="margin:0cm 0cm 10pt;text-align:justify" align=left&gt;&lt;font color="#ffffff"&gt;&lt;font face=Arial&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;span&gt;   &lt;/span&gt;Güneş gökyüzünde en tepe noktasına gelmeden küçük tepelerle kuşatılmış Palamutbükü’ne ulaşmıştı. &lt;span&gt; &lt;/span&gt;Tatil sezonu olmamasına rağmen küçük sahil kasabasındaki yoğunluk farkedilir derecedeydi. Dar sahil yolununun kenarına dizilmiş arabalar arasında kendine bir park yeri aradı.&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Arabadan iner inmez karşısında biten orta yaşlı bir adam cenaze için mi geldiğini sordu. Kararsızca kafasını aşağı yukarı salladı. Adam eliyle kıyıdan bir kaç yüz metre uzaklıktaki camiiyi işaret etti. Randevusuna geç kalmış bir sevgili edasıyla camiiye gitti. Camiinin avlusu kalabalıktı. Tanıdık bir yüz aradı, bulamadı. Bunca yıl sonra kendi yüzünü bile bazı sabahlar aynada tanıyamazken burada tanıdık bir yüz arayışını komik buldu. Küçük müsameresini yarıda kesip, kalabalıkları yararak musalla taşına yaklaştı. Taşın üzerinde bir tabut, tabutun üzerinde de yeşil bir örtü vardı. Bir ateiste göre fazla islami diye iç geçirdi. Sonra kendi söylemine itiraz edercesine “Abi sen ateist değil agnostiksin.” deyişini hatırladı. Agnostikler Tanrı’nın cehenneminde umarım ateistlere göre daha şanslıdırlar diye düşündü. Eski dostunun son ilahi komedyasına gülerken buldu kendini. Gülümsemesini acemice asık bir surata çevirmeye çalıştı. Kendini topladı, yavaşça tabutun baş kısmı sandığı kısmına (aslında işgüzar bir morg görevlisi tarafından durum tamamen tam tersi hale getirilmişti.) eğildi. “İşte geldim, burdayım” diye ,sadece ölülerin duyabileceği bir tonda, fısıldadı. &lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;
&lt;p style="margin:0cm 0cm 10pt;text-align:justify" align=left&gt;&lt;font color="#ffffff"&gt;&lt;font face=Arial&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;span&gt;   &lt;/span&gt;Toplulukta bir hareketlenme oldu, bir kaç yaşlı adam öğle namazlarını kılmışlar, camiiden çıkmaya başlamışlardı. Nerden çıktığı belli olmayan kısa boylu bir imam tabutun yanında peydah oldu. Seri hareketlerle topluluğu cenaze namazı için hizaya sokmaya başladı. Sıranın tabuta yakın bir yerinde saf tuttu. Hakkını helal etti. Tabutu omuzlarında cenaze aracına yüklediler. Bir tepenin eteğine geldiler. Mezarlıktaki hazırlık çoktan tamamlanmıştı bile. Dualar, konuşmalar ve diğer tantanalardan sonra dostunu beyaz kıyafetleri içinde toprağa verdiler. Siyahlar içindeki kalabalığın kel tepeyi terketmesi çok zaman almadı. Kısa süre içinde kendini taze mezarla başbaşa bulmuştu. İçinde bir huzursuzluk vardı. Sanki bir şey hala “tam” değildi. Yola devam etmek gerekti. &lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;
&lt;p style="margin:0cm 0cm 10pt;text-align:justify" align=left&gt;&lt;font color="#ffffff"&gt;&lt;font face=Arial&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;span&gt;   &lt;/span&gt;Az önce siyahlı kalabalıklarla dolan taşan yollar şimdi bomboştu. Issızlaşmış yollarda yürüdü. Bir duvarın üzerinde oturmuş iki çocuk gördü. Onlara arkadaşının evini sordu. Kasabadaki ölü havadan canı sıkılan çocuklar seve seve eve kadar adama eşlik ettiler. Evin bahçe kapısı yarı açıktı, tereddütle içeri girdi. Bahçede yaşam belirtisi yoktu, içeriye girmeye karar verdi. Kapıyı çaldı.&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Uzun süre bekledikten sonra içeriden gelen hafif adım sesleri işitti. Kapıyı yılların gözlerine dokunmadığı bir kadın açtı. Birbirlerini tanımışlardı. Kadın sessizce onu içeri buyur etti. Adam onu cenazede farkedememesine şaşırmıştı. Daha sonra muhabbet ettiklerinde onun cenazede olmadığını öğrenecekti, veda etmeyi sevmiyordu kadın. Kadına neden orada olduğunu anlatması zor olmadı. Çayı bittikten sonra kadın onu evin üst katındaki genişçe bir odaya götürdü. “Aradığın burada olabilir.” dedi. &lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;
&lt;p style="margin:0cm 0cm 10pt;text-align:justify" align=left&gt;&lt;font color="#ffffff"&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;font face=Arial&gt;&lt;span&gt;   &lt;/span&gt;Yolculuğunun tamamlandığını hissediyordu. Sıradan bir Pazartesi öğleden sonrası onu muayenehanesinden alıp güneydeki bu küçük sahil kasabasına getiren görünmez eli artık sırtında hissetmiyordu. Odaya kabaca bir göz attı. Odanın genel yerleşimi raflarla kaplı duvarlar ve ortada bulunan geniş bir çalışma masasından oluşmaktaydı. Duvarların raflaştıralamamış kısımlarına küçük tablolar asılmıştı. Gözleri raflardaki baskılı cümbüş ile hipnotize olmuşken çerçeveletilmiş, sararmış bir kağıt parçası dikkatini çekti. Kağıtta karakalem bir budist bilge vardı. Resimin altını ise ona bilimi bırakıp bir tekel bayiisi açmasına yönelik ulvi nasihatleri&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;tamamlıyordu. Gülümsedi. Acaba&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;o tekel bayisini hiç açabilmiş miyidi? Dükkanının önüne attığı taburede oturup çay içerken geleni gideni seyredebilmiş miydi? Yoksa bütün hafta mekanize bir şekilde çalıştıktan sonra cumaertesi geceleri felç&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;oluncaya kadar içip, pazar günlerini yatakta geçiren bir insan mı olmuştu? Bilmiyordu. Gözleri odadaki küçük gezisine devam etti. Odadaki diğer kitapların aksine nispeten düzgün yerleştirilmiş bir grup kitap dikkatini çekti. Kitaplardan birinin başlığına eğildi; “Sabahattin Ali – Kürk Mantolu Madonna”. Ne kadar olmuştu en son bu kitabın ismini duyalı? Kitabın sayfalarının köşeleri nemli parmaklar tarafından yoğrulmuştu. Belli ki çok kez okunmuştu. Aradığı neydi bu kitapta diye düşündü. Kitabı karıştırırken sayfaların arasından bir fotoğraf düştü. Fotoğrafta dostu taş döşeli bir yolda yere uzanmıştı. Saçları henüz beyazlamamıştı, suratına tatlı bir gülümseme saklamıştı. Dostunun kafasının yanında yere çakılmış pirinç bir levha, levhanın üzerinde de iki tane kırmızı karanfil vardı. Levha’da yazan ismi tanıdı; “Maria Puder”. “Marie Puder burada yaşadı”&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;diyordu lehvada. Gitmiş diye düşündü. Gidebilmiş. İçindeki saf güzel hayalleri unutmayıp, onların izini sürebilen bir insandı dostu. Böyle bir hayal fatihinin dostu olmaktan haklı bir gurur duydu bir an, sonra kendi buharlaşıp atmosfere karışan hayallerini düşünüp hüzünlendi. Artık masaya oturma vakti geldi dedi kendine, dostunun hayalet adımlarını takip ediyordu odada. Masanın karışıklığında bir şeyler gözüne çarpmadı. Dostunun çarpık düzen duygusu hiç değişmişe benzemiyordu. Çekmeceyi açtı. Çekmecenin içi bir kağıt deryasıydı. Faturalar, raporlar, davetiyeler ve bir de kapatılmamış bir zarf. Zarfı eline aldı, içindeki kağıdı çıkardı. “Kadim Dostum, ...” diye başlıyordu yazı. Mektup onaydı, mektubun üstündeki tarihe baktı, iki sene önce yazılmıştı. Gönderilmemiş mektuplar, söylenmemiş sözler gibiydi. Belki de hiç işitilip, okunmamalılardı.İçindeki arsız merak hissini bastırıp zarfı kapattı. Kadim dostum diyordu, yıllar yılı izolasyondan sonra hala kadim dosttular, bu kadarını bilmek yeterdi. Eski zamanlarda temeli atılan dostluklar daha sonra işimizde, hayatımızda edindiklerimizden farklıydı. O zamanlar Bay Kırlılar, Turgut Beyler değildiler. Şartların değil onların karar verdiği dostluklar kuruluyordu o zamanlar. Yıllar yılı tadını arayacakları işte o dostluklar olacaktı. Adam masada oturken karşısında Prof. Dr. Koray Kırlı ‘yı değil arkadaşı olan Koray’ı görüyordu. Birbirlerine anlatacak o kadar şeyleri &lt;span&gt; &lt;/span&gt;vardı ki nereden başlayacaklarını bilemiyorlardı. O sırada kapı vuruldu, odadan çıkma vakti gelmişti.&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Kadın evin terasına biraz kek ile çay koymuştu onun için. Bambu koltuğa oturdu. Güneş denizin ardına saklanmaya başlamıştı.&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Kızıl gökyüzünde bir kaç asi bulut geçmekteydi, hangisinin ardına saklandı diye düşünürken, dostu diğer koltuğa kuruldu. Şaşırmamıştı, hatta tam zamanıydı. “Şanslı Piç” dedi arkadaşına sitem edercesine. “Ben ölünce kimin zihninde yaşayacağım?” diye sordu. Dostu gülümsedi. Dostlar kendimizi kaydettiğimiz hafıza kartları gibiydi. Dostu konuştukça hatırladı, hatırladıkça ne kadar unuttuğunun, ne kadar kaybettiğinin farkına vardı.O gün biterken güneş bile iki dostun muhabbetini dinlemek istercesine biraz ağırdan alıyordu işini. &lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;
&lt;p style="margin:0cm 0cm 10pt;text-align:justify" align=left&gt;&lt;font color="#ffffff"&gt;&lt;font face=Arial&gt;&lt;font size=2&gt;&lt;span&gt;   &lt;/span&gt;Sabahın ilk ışıkları ile uyandı. Yattığı yerden doğrulurken sadece yeni bir güne değil, aynı zamanda yeni bir hayata da uyanıyordu. Gitmeden önce kel tepeye son bir kez uğradı. Ve teşekkür etti, dostu olduğu için, hatırladığı için, hatırlattığı için...&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt; 
&lt;p style="margin:0cm 0cm 10pt;text-align:justify" align=left&gt;&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com/y1pdg524pW_-3Tc-sbdlsy55kWLtH5qbZEhOQxcdPWhQ8m4orWLqAZGoWglRIv6RCDf0LGS9G_IH3w" target="_blank"&gt;&lt;img style="width:684px;height:380px" height=179 alt="keyf_i__mezar_by_qahwah" src="http://byfiles.storage.live.com/y1pdg524pW_-3Tc-sbdlsy55kWLtH5qbZEhOQxcdPWhQ8m4orWLqAZGoWglRIv6RCDf0LGS9G_IH3w" width=300&gt;&lt;/a&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+Eski+bir+dost...&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1449.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1449.entry</guid><pubDate>Fri, 04 Apr 2008 14:01:23 GMT</pubDate><slash:comments>3</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!1449/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1449.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2008-04-05T16:57:16Z</dcterms:modified></item><item><title>nomad soul</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1441.entry</link><description>&lt;div align=center&gt;baby...&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;i had this nomad soul&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;always i roamed on this old planet&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;looking for something new, interesting&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;always i chose a different path&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;not knowing where i am going, leaving&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&amp;quot;this is the spirit of a nomad&amp;quot;&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;said i always...&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;rootless&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;unchained&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;spontanous&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;swirling in the wind free&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;these were what i used to be&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;no more i am a nomad&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;cause i know where i should stand&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;where i should go&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;nowadays,&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;i am just trying to contiune&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;on one tiny way,&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;the way leads  me to&lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;you...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com/y1pdg524pW_-3SdX8nv5SOLQv5BtXsCpbGgdhVjMqTpuqhFv8CppZuShGPx62k_Jj386rZWR8TGEx0" target="_blank"&gt;&lt;img style="width:320px;height:410px" height=200 alt="_travel__by_Lady_Astarte" src="http://byfiles.storage.live.com/y1pdg524pW_-3SdX8nv5SOLQv5BtXsCpbGgdhVjMqTpuqhFv8CppZuShGPx62k_Jj386rZWR8TGEx0" width=150&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+nomad+soul&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1441.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1441.entry</guid><pubDate>Sat, 23 Feb 2008 14:25:55 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!1441/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1441.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2008-02-23T14:27:05Z</dcterms:modified></item><item><title>ve unuttu bir gün...</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1440.entry</link><description>&lt;div&gt;ve çocuk oldu&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;inandı masallara&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;dokundu bulutlara&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ve adam oldu&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;boyun eğdi kurallara&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;karıştı kalabalık sokaklara&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ve sonunda unuttu&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;inanmaya masallara&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;inanmaya hayata...&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+ve+unuttu+bir+g%c3%bcn...&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1440.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1440.entry</guid><pubDate>Thu, 21 Feb 2008 20:44:14 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!1440/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1440.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2008-02-23T13:51:47Z</dcterms:modified></item><item><title>susuzluk</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1426.entry</link><description>&lt;div&gt;
&lt;div&gt;yaşlı meyhaneci salonun kenarına boşalan sandalyeleri istifliyordu. eski dini bir ritüel gibi yavaş ve sakin hareketlerle kemiklerinde kalan son enerji damlaları ile yapıyordu bunu. cumartesi geceleri uzundu. henüz kravatlarını çıkarmaya fırsat bulamamış beyaz yakalılar, yaşlı üzgün orospular, aptal gençler, beyaz atlı prensleri trafiğe takılmış hanımlar meyhaneyi saatlerce işgal ediyordu. sabah olduğunda ise geriye kirli bardaklar, dolu kültablaları ve kusmuk kokan tuvaletler kalıyordu, ha bir de unutmadan onun gibiler. meyhaneci yavaşça başını çevirip barda oturan silik gölgeye tiksinirek baktı. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ilk başlarda yaka paça dışarı attığı bu gibilerin artık &amp;quot;kalmasına&amp;quot; göz yumuyordu. kasları birisin yaka paça dışarı atamayacak kadar yorgundu ve o gibilerin zararsız olduğunu anlamıştı. o ise bir sürüngen gibi barın üzerine kapaklanmıştı. parası kalmamış, bardaklardaki artıklarla yetiniyordu. çok susamış gibiydi yada buna inanıyordu. başına her diktiği bardakta susuzluğunun yok olup gideceğini sanıyordu ve lanet olsun alçakların tükürükleri ile sulanmış içkilere bir türlü kanamıyordu. deniyordu, arıyordu ama bulamıyordu. her kadehi eline aldığında sussuzluğunu dindirip kahrolası batakhaneden çıkmanın hayalini kuruyordu. bu hayal ile kavruk kalbi nemleniyor ve yarı dolu bardağı ağzına boca ediyordu ve lanet  olsun yine dinmiyordu bu kabız susuzluk. küçük hayallerin kırıkları kendileri gibi küçük değildi. biraz daha kavruk, titreyen ellerle sıradaki kadehi aramaya koyuluyordu. asansörün ipleri çoktan kopmuştu, kalorifer dairesinde parçalanmayı düşünüyordu.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bu kısır döngüde gözüne aynadaki görüntüsü yansıdı. kendini tanıması biraz zaman aldı. yansımadaki adam hala gençti ve hatırladığından daha iyi görünüyordu. hayatın artıkları derisinden önce ruhunu yaşlandırmıştı. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;yansıma kalbine bir kıvılcım soktu. &amp;quot;acaba?&amp;quot; dedi. yanlış yerde mi arıyordu? belki de arayışın kendisi yanlıştı. asansör kazan dairesine ulaşmadan &amp;quot;imdat&amp;quot; tuşuna basmalıydı. eline kadehi aldı kokladı, leş kokuyordu. yüzünde zoraki bir gülümseme ile kadehi yere bıraktı. ayakta durmak için küçük bir savaş vermesi gerekti. düzensiz ama kararlı adımlarla meyhanenin kapısına doğru ilerledi. gözlerini kapattı, kapının tokmağını kavradı ve çevirdi.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ve bir adım. gözlerini açamadan baharın kokusu karşıladı onu. gözlerini açtı. artık &amp;quot;oyun&amp;quot; 'da değildi. kendini hafif hissediyordu. çok zorlamıştı ve kendini kanatmıştı. yürüyecekti ta ki diğerleri ile yürümeye başlayıncaya kadar. akacaktı kendince ve belki bir gün o da okyanusa katılacaktı...&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com/y1pdg524pW_-3QMmLvtrCf575d4sQHz6uwDMdK1FJ7Md0frSY4PO3cAFTOSrAVWUTqpokcuZfhPtcQ" target="_blank"&gt;&lt;img style="width:650px;height:389px" height=200 alt="The_rest_of_the_waiter_by_Namelast" src="http://byfiles.storage.live.com/y1pdg524pW_-3QMmLvtrCf575d4sQHz6uwDMdK1FJ7Md0frSY4PO3cAFTOSrAVWUTqpokcuZfhPtcQ" width=300&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+susuzluk&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1426.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1426.entry</guid><pubDate>Wed, 02 Jan 2008 15:00:52 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!1426/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1426.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2008-01-06T10:48:16Z</dcterms:modified></item><item><title>bir yüz</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1418.entry</link><description>&lt;div&gt;yorgunluk vardı&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;eski ve yıpranmış&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ürkeklik vardı&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;sessiz ve alıngan&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bir de küçük parıltı&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;gökyüzünden düşmüş&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;sabah güneşi kadar vaatkar&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kutup yıldızı kadar dostça...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com/y1pdg524pW_-3REXZNCflY6WO0bbaBqNbejFVKm-aiZStv64p8Fh_4vPEbyth_iO3DVwI_Mim6lTL0" target="_blank"&gt;&lt;img style="width:646px;height:416px" height=188 alt="Face_the_darkside_by_deviliash" src="http://byfiles.storage.live.com/y1pdg524pW_-3REXZNCflY6WO0bbaBqNbejFVKm-aiZStv64p8Fh_4vPEbyth_iO3DVwI_Mim6lTL0" width=300&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com/y1pdg524pW_-3TnnNlsnOVnyGxa5e3Rd98I9VcR68kVN7NyDYj-lzi_pk6N6dZoB5KLX6mmzl73Amo" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+bir+y%c3%bcz&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1418.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1418.entry</guid><pubDate>Sun, 30 Dec 2007 00:21:07 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!1418/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1418.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2008-01-02T15:05:07Z</dcterms:modified></item><item><title>nighthawk</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1389.entry</link><description>&lt;div&gt;nighthawk gliding through streets slowly&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;sleeping city is cold, quiet and rainy&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;lost his nest, he has nowhere to sleep&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;trying to return to old home or to find new one&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;no one knows, either he&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;walking on the wet asphalt&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;jumping off the raindrops&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;little chanllenges of his world&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;keeping his mind busy&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;for a second &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;maybe two or three&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;if it is his lucky moment&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;dark buildings made of cement&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;only things that he can find&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;no resemblence to any kind of home&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;wings are tired&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;hopes are old&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;twenty-four hour open diner&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;twenty-four hour keen sinner&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;at end of the night&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;a little bit more liar to himself &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;sitting on his chair&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;waiting for sunrise&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com/y1pdg524pW_-3SXQlwLzhwYYGbgMlXERtrfLozKkZT2Wn2DaSss-VDEZvP4xsggp3t53wIKXpbnZag" target="_blank"&gt;&lt;img style="width:356px;height:184px" height=164 alt="121594165_0ceeaef62ahopper_by_rwclark_picture" src="http://byfiles.storage.live.com/y1pdg524pW_-3SXQlwLzhwYYGbgMlXERtrfLozKkZT2Wn2DaSss-VDEZvP4xsggp3t53wIKXpbnZag" width=300&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;(resim:Edward Hopper)&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+nighthawk&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1389.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1389.entry</guid><pubDate>Mon, 29 Oct 2007 23:26:20 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!1389/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1389.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-10-29T23:30:25Z</dcterms:modified></item><item><title>lost in translation</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1385.entry</link><description>&lt;div&gt;what is this weird feeling?&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;is it here or is it missing?&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;thought i've found it&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;maybe forever i've lost it&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;i kissed loneliness&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;cryed freedom&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;felt harmony&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;my baby is gone&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;no matter what i've done&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;broken, splitted in two pieces&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;thrown, lost in depths of seas&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;words are becoming meaningless&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;inventing new ones is useless&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;everything is fading out&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;still there is no way out&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;reason of life is accurate&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;treason of human is desperate&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;cannot accept this damned fate&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;still keeping the damaged faith&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;but somehow&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;still asking the same question&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;during the endless interrogation&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;should i accept with resignation&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;that we got lost in translation?&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;(fotoğraflar:Ara Güler)&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com/y1pdg524pW_-3QtT760m2nVzCqRB23iblaM341IFeoLmOuNlbzSMuVnExxl7AhGsFgBV1ef7zyv8Y4" target="_blank"&gt;&lt;img height=200 alt="1_2088_Sfrqkjv3xX" src="http://byfiles.storage.live.com/y1pdg524pW_-3QtT760m2nVzCqRB23iblaM341IFeoLmOuNlbzSMuVnExxl7AhGsFgBV1ef7zyv8Y4" width=133&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com/y1pdg524pW_-3SW9N1DTth_DMBCL87JgNZjvczHrtT_MJghidQ3e5ma6z61m5nyIvPy69nuOt7pn7s" target="_blank"&gt;&lt;img height=200 alt="1_2173_5OzIx5dPqr" src="http://byfiles.storage.live.com/y1pdg524pW_-3SW9N1DTth_DMBCL87JgNZjvczHrtT_MJghidQ3e5ma6z61m5nyIvPy69nuOt7pn7s" width=132&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com/y1pdg524pW_-3S00Ufu05aB04AMPpv0qP32sUy8rFDCgzowaLe516ldrKr0vNujMNpjscvQCz87aVM" target="_blank"&gt;&lt;img height=200 alt="1_2174_KSe0NIyT4x" src="http://byfiles.storage.live.com/y1pdg524pW_-3S00Ufu05aB04AMPpv0qP32sUy8rFDCgzowaLe516ldrKr0vNujMNpjscvQCz87aVM" width=132&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+lost+in+translation&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1385.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1385.entry</guid><pubDate>Tue, 16 Oct 2007 22:01:14 GMT</pubDate><slash:comments>1</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!1385/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1385.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-10-16T22:04:06Z</dcterms:modified></item><item><title>iki basamak kala...</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1216.entry</link><description>&lt;div&gt;iki basamak kala sehpaya&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;durdu mahkum birdenbire&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;yüzünde o bilindik korku &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kulakları kan dolu kırmızı&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;dönüp arkasına bakmak istedi&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;son bir af dilemek için yargıçlardan&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ama malum bakmadı geriye&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;sadece&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bir kesik hıçkırık çıktı ağzından&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bir şeyler demek istedi sanırım&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;belki de sadece yutkundu&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;sonra iki basamak daha çıktı&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ve bir de tabure var tabi&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;izin vermeden ona yaklaşmalarına&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;daha yüzünü bile örtmemişlerken&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;derin bir nefes aldı hemencik&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;güzel bir hatıra getirdi aklına&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;gülümsedi&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ve tekme attı tabureye&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+iki+basamak+kala...&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1216.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1216.entry</guid><pubDate>Sun, 10 Jun 2007 19:00:41 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!1216/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1216.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-06-10T19:00:41Z</dcterms:modified></item><item><title>öfke</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1209.entry</link><description>&lt;div&gt;gözünden ateş saçan sıçan&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;köşeye sıkışmış&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;beynin zehirle uyuşmuş&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;başka çıkış kalmamışken&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;o aciz bedenindeki&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;o sonsuz öfke &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kime?&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;neye?&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+%c3%b6fke&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1209.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1209.entry</guid><pubDate>Mon, 28 May 2007 16:33:08 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!1209/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1209.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-05-28T16:33:08Z</dcterms:modified></item><item><title>küçük</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1149.entry</link><description>&lt;div&gt;küçük bir cüzdanda&lt;br&gt;küçük bir hatıra sıkışmış&lt;br&gt;küçük bir kalpte&lt;br&gt;küçük bir iz bırakmış&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com&amp;#47;y1pAkRPpjJEUh51yMXAAmRKOuQ0GKO5KS8toc0jG4ux3ZZ-WBwjemCs2w"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;48ED19F92C54C26D&amp;#33;1150&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+k%c3%bc%c3%a7%c3%bck&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1149.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1149.entry</guid><pubDate>Mon, 21 May 2007 19:58:50 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!1149/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1149.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-05-21T19:58:50Z</dcterms:modified></item><item><title>hiç bir şey değişmiyordu...</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1136.entry</link><description>&lt;div&gt;geceleyin uyurken sessizce ekilmişti tohumlar. sabah gür filizler arasında uyandı. zehirli tarım ilaçları bile para etmemişti. bitivermişti otlar bir gecede. boynu ağzı burnu otlarla sarılmıştı, nefes alamıyordu. lanet etti, otları sevmiyordu ve sevmedikçe onlar daha gür fışkırıyordu. hiç bir şey değişmiyordu. hiç bir şey değişmiyordu. hiç bir şey değişmiyordu. hiç bir şey değişmiyordu...&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+hi%c3%a7+bir+%c5%9fey+de%c4%9fi%c5%9fmiyordu...&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1136.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1136.entry</guid><pubDate>Mon, 23 Apr 2007 17:37:37 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!1136/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1136.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-04-23T17:37:37Z</dcterms:modified></item><item><title>geceleri izliyordu televizyonu...</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1115.entry</link><description>&lt;div&gt;geceleri izliyordu televizyonu. gündüzleri meşgul olduğundan değil tabi ki. küçük işlerle zaman geçiren küçük bir adamdı. ama geceleri izlerdi televizyonu işte. yatmadan önce hatta daha elini yüzünü yıkamadan önce sakin adımlarla oturma odasına gider kırlentin arkasında kumandasını alır &amp;quot;bir&amp;quot; e basardı. tv açılmadan hemen önce &amp;quot;sessiz&amp;quot; düğmesine basardı. küçüklükten kalmıştı bu alışkanlık. henüz ilkokul sıralarındayken geceleri uykusu kaçınca yine televizyon izlerdi ama annesi babası uyanmasın diye &amp;quot;mute&amp;quot; de izlerdi. şimdi yine aynısı yapıyordu ama bu sefer biraz farklıydı olay. artık annesi ve babası yoktu. yalnızdı. adını hatırlamadığı altı yüz konutlu bir kooperatifin asal sayı kapı numaralı bir dairesinde oturuyordu. kimsenin duyup da rahatsız olması umrunda değildi. sessizde izliyordu ama yine de. sessizde izliyordu çünkü artık duymak istemiyordu hiç bir şeyi. gün uzundu, herkes bir şeyler anlatmıştı. daha fazla duymak istemiyordu. görüntüler akıyordu. parmakları kumandanın kanal düğmesinde bir aşağı bir yukarı dans ediyordu. elinde otomatik silah tutan afrikalı bir çocuk asker, kötü bir fonun önünden mırıldanan toplu bir adam, elindeki kağıtları sunucuya gösteren kel bir adam, sahilde yürüyüp ellerini gökyüzüne kaldıran bir genç, koşan antiloplar, babasının üstüne kusan bir bebek, yeşil bir sahada koşuşan sporcular, elindekini kutuyu gösteren ve alt taraftaki telefon numarasını gösteren ucuz takım elbiseli bir sunucu(beni kandıramazsın seni duymuyorum.), abartılı bir şekilde takla atan bir araba....  bir süre sonra seçemiyordu neye baktığını. ekranda oynayan ışık oyunları oluyordu hepsi. aptal bir huzurun içine gömülüyordu. ve siliniyordu her şey bir bir. bütün kırıklıklar, çatlaklar, pürüzler bir bir halloluyordu. ve sonra hafiflemiş kalkıyordu kırk yaşındaki koltuktan. çok fazla kirlenmeden çok fazla düşünmeden sessiz ölü uykuya gömülüyordu...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com&amp;#47;y1pbDHOam1mIPs59T9jD4fDnZDU1jEjel3wFrDPlCA_ei19zMQNVOOTiQ"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;48ED19F92C54C26D&amp;#33;1116&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+geceleri+izliyordu+televizyonu...&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1115.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1115.entry</guid><pubDate>Sun, 04 Mar 2007 22:43:59 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!1115/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1115.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-03-04T22:43:59Z</dcterms:modified></item><item><title>arayış</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1104.entry</link><description>&lt;div&gt;son mahkemeden hemen sonra&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;boktan bir suratta çarpık bir ifade&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;infazına giden mahkum gibi&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;mırıldanıyor kendince&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;quot;&lt;em&gt;ileri, ileri, ileri, ileri&lt;/em&gt;&amp;quot;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ana kucağından koparılmış bir bebek&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ilahi yap-bozun eksik parçası&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;yarı delice yarı canice&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;geride kendi cesedini bırakarak&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;karanlık tünelde ilerliyor&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;henüz ışık yok&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;o zamanlar icat edilmemişti&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kararsız eller ile&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;tünelin pürüzlü duvarlarında arıyor&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;altmış vatlık ışığın mucidini&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;sonra vazgeçiyor&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bininci kez belki binbirinci&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;arkasına bakıyor &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;son bir geri dönüş&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ve karanlık&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;önü mü daha karanlık arkası mı&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;öne mi gidiyor arkaya mı&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;havada kan kokusu&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;akılda delilik&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;yürekte korku&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;sessiz ve ürkekçe&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;arıyor&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;arıyor&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;arıyor...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com&amp;#47;y1pWmnT_SV9npH7779aeTJWQBkSQ5GGutC4FYzYpLkrWWJAx4C3ei5Cjg"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;48ED19F92C54C26D&amp;#33;1108&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+aray%c4%b1%c5%9f&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1104.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1104.entry</guid><pubDate>Thu, 22 Feb 2007 20:20:45 GMT</pubDate><slash:comments>1</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!1104/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1104.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-02-22T20:20:45Z</dcterms:modified></item><item><title>kum kral</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1017.entry</link><description>&lt;div&gt;gökyüzünde ağustos güneşi&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bir çocuk sahilde&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kumdan kalenin güçlü surları arasında&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kumdan ülkenin kumdan kralı&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;işte diyor sonunda &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;denizlerde yüzdüm bata çıka&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;dipten kum çıkarttım&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;ellerim ile kazdım&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;ama değdi en sonunda&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;kendime bir kale yaptım&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;minik ülkesinin&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;minyatür su oluklarını, kulelerini seyrederken kum kral&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;çok hareket edemese de küçük surlar arasında&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;hep mutlu hep huzurlu&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bu sırada kumsalda&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;adam biri izlemişti onu uzaktan&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;söylendi kendi kendine&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;başta kalesini yapan sıradan bir çocuktu biraz beceriksizce&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;sonra bitirdi küçük kuleleri, olukları&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;başladı surların içinde dikilmeye ve sırıtmaya&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;bir şeyler ters olmalı bu zavallı çocukta&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ve böylece kendinden emince&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ellerini arkasında kavuşturarak&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;en kambur haliyle eğilde çocuğa ve sordu&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;küçük neden bütün sahil, koskoca deniz duruken&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;kendini şu daracık surların arasına sıkıştırıyorsun&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;önce kendinden emin olmak istercesine&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;büyük adama cevap vermeden önce&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;krallığına son bir kez daha baktı çocuk&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;ben dar surlar görmüyorum bayım&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;benim surlarımın arasına şu bahsettiğiniz deniz değil&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;okyanus bile sığar&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;adam ikna olmadı &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;birisinin küçüğü elinden tutup çekmesi,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;öğretmesi lazımdı&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kumdan kalelerin küçük, denizlerin büyük olduğunu&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bunu bilmenin &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;en çok da büyük olmanın getirdiği özgüvenle&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;sertçe tuttu güneşte pembeleşmiş narin kolları&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;çok zorlamadı çocuğu çekerken&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;aynı zamanda bir ayağı ile kaleyi yıkmak&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;bak işte yıktım kaleni, kaldırdım duvarlarını&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;özgürsün artık çocuk git oyna şimdi diğerleri gibi&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;mutlu ol&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;zarif ayakları ile &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;şimdi artık kum yığınına dönüşmüş olan kalesinin&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ortasında dikeldi çocuk.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;başını kaldırdı&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;küçük kahverengi gözlerde&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;küçük kristaller&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;mutlu ol diyorsunuz bana bayım&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;mutlu olmadığımı nerden biliyorsunuz&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;özgür ol diyorsunuz bana bayım&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;özgür olmadığımı nerden biliyorsunuz&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;ama ben biliyorum bayım&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;özgür olduğumu ve mutlu olduğumu&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;çünkü ben bayım&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;diğer çocukların ve insanların&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;değil şu kumsalda&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;bütün dünyada bulamadığı şeyi &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;kendi kumdan kalemi buldum&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;sizin kaleniz nerede bayım?&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com&amp;#47;y1pdbDYaIzWHn_EFSP89liwx61gxh0dj39lOcppGVoWhYZLjAYzcX0yEg"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;48ED19F92C54C26D&amp;#33;1018&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+kum+kral&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1017.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1017.entry</guid><pubDate>Wed, 31 Jan 2007 21:55:02 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!1017/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1017.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-01-31T21:56:24Z</dcterms:modified></item><item><title>msn üzerine güzelleme</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1010.entry</link><description>&lt;div&gt;
&lt;div&gt;dost ve kardeş koray kırlı respublikasından yayınlanmış güzide bir şiiri sizlerle paylaşmak istedim;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;h4&gt;&lt;em&gt;&amp;quot;msn üzerine güzelleme&lt;/em&gt;&lt;/h4&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;em&gt;çayım masam üstünde, laptopum diz üstünde&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;em&gt;ben sana bakarım, ne kudretlisin ey windows&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;em&gt; &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;em&gt;saat olmuş on iki, gözlerimden yaş geli&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;em&gt;msn mi bulunmuş, sen çok yaşa ey bil geyts&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;em&gt; &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;em&gt;arkadaşlar doluşmuş, listemde güller açar&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;em&gt;bu yeşillik bu kalaba, microsoft çığır açar&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;em&gt; &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;em&gt;mesaj atayım derim, titreşim bilem gider&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;em&gt;bitanem evde ise, msn de bir fidel&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;em&gt; &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;em&gt;iletişim dorukta, duygularım ayakta&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;em&gt;selcen damla ve ahmet, her daim tuş ucunda&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;em&gt; &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;em&gt;böyle geçerdi günler, bitmezdi güneşli günler&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;em&gt;nerden bilirdi koray, dolaşır kara bulutlar&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;em&gt; &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;em&gt;bil gayts biraz gay imiş, mert türkü sevmez imiş&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;em&gt;bu msn denen it, bir nevi kara kediymiş&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;em&gt; &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;em&gt;ben yollarım ileti, karşıdan gelmez mesaj&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;em&gt;nerden bilirdi koray, bunun adı sabotaj&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;em&gt; &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;em&gt;üzülme selcenciğim, ben farkettim sonunda&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;em&gt;msn denen it, ara bozma yolunda&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;em&gt; &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;em&gt;gelin beraber olak, bu oyuna kanmayak&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#ffff00"&gt;&lt;em&gt;iletişim sanattır, bir fırça da biz atak&amp;quot;&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com&amp;#47;y1pyt4TiixbvaF6VHytmP6iOxESkSlxL3mA2nlvR9lZItfJkARqRI2aVw"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;48ED19F92C54C26D&amp;#33;1011&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+msn+%c3%bczerine+g%c3%bczelleme&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1010.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1010.entry</guid><pubDate>Mon, 29 Jan 2007 22:14:52 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!1010/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1010.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-01-29T22:14:52Z</dcterms:modified></item><item><title>beş gözlü çocuk</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1000.entry</link><description>&lt;div&gt;beş gözlü çocuk;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;dudakları mühürlenmiş,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kalbi çıkarılmış,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kolları ve bacakları kesilmiş,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;beş gözlü çocuk;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;hiç konuşmamış,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;hiç hissetmemiş,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;hiç bir şey yapmamış,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;sadece görmüş.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bir gün birisi,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;beş gözlü çocuğa,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;temiz bir kalp vermiş;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;yumuşak, kanlı, biraz yaşlı&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ama tanıdık.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;sonra beş gözlü çocuk,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kapamış dört gözünü,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;dudaklarındaki mührü kırmış,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;göğsünde kalbi atmış.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;görmüş ama bir gözle, birisini,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;konuşmuş ama bir ağızla, birisine,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;hissetmiş ama bir kalple, birisini.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;lakin tam değilmiş daha,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kolları ve bacakları olmadan,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;yapamazmış bir şey.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bu yüzden yıldız dolu gecede,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;dua etmiş sessizce,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;yarın yeniden çıksın,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kollarım bacaklarım diye...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com&amp;#47;y1pcpTouHSD7a3ITPBCpdLSwOlzCODDM9Em_hNI7tXXBenqJxq7T9Qmpg"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;48ED19F92C54C26D&amp;#33;1001&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+be%c5%9f+g%c3%b6zl%c3%bc+%c3%a7ocuk&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1000.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1000.entry</guid><pubDate>Thu, 28 Dec 2006 21:03:39 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!1000/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!1000.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-12-28T21:03:39Z</dcterms:modified></item><item><title>irlandalıları severim</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!928.entry</link><description>&lt;div&gt;&lt;font color="#800000"&gt;&lt;strong&gt;&amp;quot;hep denedin.&lt;br&gt;hep yenildin.&lt;br&gt;olsun.&lt;br&gt;yine dene.&lt;br&gt;yine yenil.&lt;br&gt;daha iyi yenil.&amp;quot;&lt;/strong&gt;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#800000"&gt;                  &lt;em&gt;-samuel beckett&lt;/em&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+irlandal%c4%b1lar%c4%b1+severim&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!928.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!928.entry</guid><pubDate>Tue, 11 Jul 2006 20:52:07 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!928/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!928.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-07-11T20:52:07Z</dcterms:modified></item><item><title>bırak kızı bre rezil!!!</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!835.entry</link><description>&lt;div&gt; şans eseri çok birşey beklemeden okuduğum bir kitaptı &amp;quot;Kürk Mantolu Madonna&amp;quot;. nerden bilebilirdim kapağını açtığım günün bir tür gerisayımın sonu olduğunu, o günün zincirlerin boşaldığı kanatlarımın kir pastan arındığı gün olacağını. kitap kısaydı. bitiverdi. kitaptan aklımda kalan isim beynimde zonkluyordu: Maria PUDER. 12 yaşından beri aklımda saklanan, bir türlü şekle şemale girmeyen kadın aniden gözümün önünde ete kemiğe bürünüvermiş, tehditkar gözleri ile bana bakıyordu.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;  hayalperest romantizm uzun sürmedi. gerçeklik tüm gücüyle hayal tepelerime hücuma geçti. Maria PUDER evine un yumurta götürmek isteyen bir yazarın bir gazetede dizi halinde yayınlanan hikayesinde yaşayan kurgu bir kadındı. hiç resim yapmamış, hiç keman çalmamış, o siyah gözleri ile hiç kimseye bakmamıştı. çünkü Maria PUDER hiç yaşamamıştı. belki yaşaması istenmişti, yaşasa ii olurdu ama olmamıştı işte. gerçekliğin topları altında ezilen hayal ülkemin generali Vladimir KURAG başı önde ama mağrur derin mağarasına geri döndü. sanki ezilmişti ama yenilmemişti daha. benden birşeyler saklıyor olmalı benim bilmediğim birşey biliyor olmalıydı.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;  aradan ne kadar geçti bilmiyorum. iki ay mı yada üç bilmiyorum. bir gazetenin pazar ekinde bir kitabın reklamını gördüm. &amp;quot;Madonna'nın Son Hayali&amp;quot; diyordu ilanda. şüphelendim. &amp;quot;acaba?&amp;quot; dedim. ama nedense şaşırmadım. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;  &amp;quot;Maria Puder öyle ölmedi...&amp;quot;. öyle yazıyormuş Sabahattin Ali'nin parçalanmış cesedinin yanında bulunan not defterinde. gerçekmiş MADONNA. hayattaymış. yaşamış. gökyüzüne bakmış. general Vladimir mağarasından hızla çıkıp işgal altındaki ülkesindeki gerçeklere savaş açtı. onları kendi silahları ile vurdu. bir çocuk gibi şendi Vladimir. kendini eski mitolojik hikayelerdeki hep en sonunda kazanan prensler gibi görüyordu.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;  hiç zaman kaybetmedim. kitabı gördüğüm ilk yerden aldım. adetim olmadığı halde okuduğum bir kitabı yarım bırakarak kitaba başladım. kitaptan başta garip kekremsi bir tat aldım. ucuz toplumsal gerçekçi kitaplara benziyordu. roman olarak yazılmıştı. herşey normal gibiydi. Maria yaşamıştı ölmüştü. güzeldi yaşayabileceğini bilmek. güzeldi ama bunu bilmek o kadar ucuz değildi.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;  geç anladım kitabın yazarının sahte bir koala, adi bir dolandırıcı, pis bir duygu orospusu olduğunu. geç anlam verebildim kitabı okurken içimde yükselen sebebsiz görülen öfkeye. bu adam kitabında mariayı anlatacağına kendisini anlatmıştı bana ve kendisi tanımak isteyeceğim en son insandı. bir de böyle maria ve sabahattin ali ağzından yazması yok mu beni çıldırtıyor. sen kimsin bre rezil mekanik adam!!! verdiğin üç kuruşluk bilgi karşılığında bana yaptığın bu işkence nedir? sen çok yanlış anlamışsın herşeyi. küçük ayrıntılarda hapis kalmışsın . utanmadan insanları da çekmek istiyorsun o karanlık dehlizine. çek o pis ellerini Maria'dan Alma'dan ve defol git Berlin'den!!!&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+b%c4%b1rak+k%c4%b1z%c4%b1+bre+rezil!!!&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!835.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!835.entry</guid><pubDate>Thu, 02 Feb 2006 20:52:19 GMT</pubDate><slash:comments>1</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!835/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!835.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-02-02T20:52:19Z</dcterms:modified></item><item><title>paris akşamları</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!727.entry</link><description>&lt;div&gt;bunu paylaşmak istedim.&lt;br&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;“1947 yılı sonbaharında &lt;a href="http://spaces.msn.com/mmm2005-11-01_10.54/show.asp?t=paris"&gt;&lt;font color="#ffffff"&gt;paris&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;’te sein nehri kenarında bir ceset bulunmuştur.cesedin üstünden çıkan evraktan kırımlı bir türk olduğu, 2.dünya savaşının badirelerine kapılarak yurdunu kaybettiği; savaş sonunda paris'te kaldığı ve çok yoksul bir yaşam sürdüğü anlaşılmıştır.aşağıdaki şiir onun cebinden çıkmıştır.”&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;- &lt;a href="http://spaces.msn.com/mmm2005-11-01_10.54/show.asp?t=azerbaycan"&gt;&lt;font color="#ffffff"&gt;azerbaycan&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;lı &lt;a href="http://spaces.msn.com/mmm2005-11-01_10.54/show.asp?t=mehmet+agaoglu"&gt;&lt;font color="#ffffff"&gt;mehmet ağaoğlu&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;’na:&lt;br&gt;&lt;br&gt;bu kent her şeyiyle bana yabancı,&lt;br&gt;caddeler,binalar, bütün insanlar!..&lt;br&gt;öyle hasretim ki ezan sesine&lt;br&gt;ararım çevremde minare cami&lt;br&gt;lakin takılırım çan kulesine&lt;br&gt;her semtin muhteşem kilisesine&lt;br&gt;yad’el elemleri sarar içimi&lt;br&gt;uzaklarda yurdum,burdan çok uzak&lt;br&gt;her mevsim güneşli masmavi göklü,&lt;br&gt;camili, kubbeli, kümbetli, köşklü&lt;br&gt;ozanlı, garipli kervansaraylı&lt;br&gt;hele insanları alplı giraylı&lt;br&gt;yok haber onlardan, baba evinden&lt;br&gt;bu yüzdendir halim kopuk bir yaprak&lt;br&gt;her şey çok uzakta, benden çok uzak.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;gözlerim daima engine dalar&lt;br&gt;isterim ki her an anayurdumda&lt;br&gt;dağları dumanlı yaslı kırımda&lt;br&gt;duvarında mavzer ve kur’an olan&lt;br&gt;ata ocağında, bizim konakta&lt;br&gt;bir bakır sinili sofra başında&lt;br&gt;iftar beklenilsin dua edilsin&lt;br&gt;ve sessiz sedasız yemek yenilsin&lt;br&gt;sonra şadırvanda abdest alınıp&lt;br&gt;hep birlikte teravihe gidilsin.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;uyansam her sabah ezan sesiyle&lt;br&gt;görsem ayşeciği su testisiyle&lt;br&gt;ninemi yaşmaklı namaz kılarken&lt;br&gt;dinlesem dedemi kur’an okurken.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;başımı huşuyla yastığa koysam&lt;br&gt;sonra toparlanıp yola koyulsam&lt;br&gt;yahut günün şavkı vururken camdan&lt;br&gt;heybetli sesiyle bağırsa babam&lt;br&gt;tutup elleriyle omuzlarımdan&lt;br&gt;o müşfik haliyle sarılsa öpse...&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;semaver kaynarken ocak başında&lt;br&gt;dünya türklüğünden, türk tarihinden&lt;br&gt;bozkurttan, turandan söz etse dedem&lt;br&gt;sonra türklük için eylese niyaz&lt;br&gt;gözlerinden akan yaşını görsem.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;evet yurdum uzak, burdan çok uzak&lt;br&gt;bir ferahlık yahut bir şeyler umarak&lt;br&gt;düşerim yollara akşam üstleri&lt;br&gt;hep böyle çaresiz yıllardan beri&lt;br&gt;her zamanki gibi yorgun ve bitkin&lt;br&gt;artırıp yükünü hasta kalbimin&lt;br&gt;her an heyecanlı, gözlerimde yaş&lt;br&gt;görmek ümidiyle bir türk, bir dildaş&lt;br&gt;dolaşırım paris caddelerini&lt;br&gt;yorgun akan sen’i, köprülerini...&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;bir karakış vakti sen kıyısında&lt;br&gt;kafamın içinde türklük ülküsü&lt;br&gt;ruhumu kavuran özyurt hasreti&lt;br&gt;böyle göçeceğim ebediyete;&lt;br&gt;donmuş cesedimi bulup çöpçüler&lt;br&gt;defnedilmek üzere götürecekler,&lt;br&gt;kimim ben neyim, nereden bilecekler...&lt;br&gt;&lt;br&gt;                              -&lt;a href="http://spaces.msn.com/mmm2005-11-01_10.54/show.asp?t=bugra+alpgiray"&gt;&lt;font color="#ffffff"&gt;buğra alpgiray&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+paris+ak%c5%9famlar%c4%b1&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!727.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!727.entry</guid><pubDate>Tue, 27 Dec 2005 16:18:36 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!727/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!727.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2005-12-27T16:21:09Z</dcterms:modified></item><item><title>uykudan sonra</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!693.entry</link><description>&lt;div&gt;&amp;quot;  Kahal, üç dağın paçasına yapışmış, kalbinden çamur geçen, çolak evleri sobadan bozma  bir Kazak köyüdür. Otuz altı hane, yüz on dört nüfus. Her kış donup her baharda çözülen yüz on dört yüz. Ne patikasında selam verilir, ne meydanında kahve içilir. Ama Kahal'da çocuk da vardır, mezar da. Bir de İsa. İsa'nın adı İsa'ydı. Yirmi yedi yıldır insandı. Doğduğu odayla yaşadığı arasında yedi adım vardı. Kahal'ın tek avcısıydı. Yabandomuzu öldürür, yabandomuzu yerdi. Ormana karışmak için güneşin batmasını beklerdi. Domuz ancak gömüldüğü karanlıktan çıkarılırdı. Başka yolu yoktu. Köyün güneşe bulandığı saatlerde yatağa saplanan, geceleri Kahal'ın donmuş çamurlarını çatlatan ayakların tek sahibiydi. Çünkü Kahal'da, gökyüzü ışıksız kaldığında ev kapısı açmak günahtı. Ne çıkmak ne de girmek için kapılar aralanırdı. Ancak İsa da yabandomuzları gibi &lt;em&gt;günahtanımazdı&lt;/em&gt;. Belki de bu yüzden ilk hisseden İsa oldu. Önce uykusuzluktandır diye düşündü. Belki de gündüz uyumaktan. İsa, rüyalar görmeye başladı. Üstelik gözkapakları gözlerini kapatmazken. Rüyalarında bir kentteydi. Babasının odasına astığı takvimde gördüğü binalara benzeyen beton parçalarının üst üste yığıldığı bir kentte. Elinde siyah bir çanta, yürüyor ve düşünüyordu. Daha önce hiç bir zaman düşünmediklerini. Üstelik hiç duymadığı bir dilde. Gözlerine rüya çekilmiş İsa, bir gecede dört domuz ıskalamaya ve aç kalmaya  başladı.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;   Chicago ıslaktır. Caddeleri soğuk, sokakları ılıktır. Buzda yürümenin en kolay yolu üzerinde kaymaktır. Sidney de öyle yapıyordu. Bir ayağı ile kendini itip diğeriyle buzu zımparalıyordu. Jeologdu. Toprağı da, taşı da bilirdi. Petrol peşinde koşan bir şirketin yöneticisiydi. Ama gözleri açık rüyalar gören bir yönetici ancak hayali kararlar verirdi. Hayali kararlar ise ancak suyun üzerinde yürürdü. Ne terapiler, ne de mucizesi henüz üzerinde tüten farmakolojik buluşlar. Hiç biri işe yaramıyordu. Oysa düzenli uyuyordu. Ama rüya krizleri bitmiyordu. Ani geliş ve gidişler, Sidney'nin gündüzlerini gecelere bölüyor, yirmi yedi yaşındaki adamın yüzünü siyah ve beyaza boyuyordu.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;   İsa, avlanmaktan vazgeçene kadar Sidney delirdi. Sonrası içinse artık çok geçti. İkisi de yaşadığı hayattan hiçbir şey anlamadı. Kahal ve Chicago arasındaki saat farkı on iki saat kadardı.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;   Dünya üzerinde ölmesi emredilmiş insan nüfusu, dünya üzerinde yaşaması emredilmiş ruh nüfusunun iki katıdır. Bu yüzden her ruh, iki insana aittir. Ruhun birinden diğerine gitmesi için uyku şarttır. Bir insan uyur ve diğeri uyanır. Aynı ruh, yanlışsız biçimde iki eti de yönetir. Ancak uyku ahengini kaybetmiş etler, ruhun zamanında yetişememesinden ötürü delirmeye mecburlardır. Rüyalar, ruhun paylaştığı diğer etin yaşadıklarından kalanlardır. Bilinçaltıysa, arada on iki saat farkın olduğu  bir yerlerde yaşayan diğer etin bilincidir. Buna göre, gece uykusuna yüz vermemek, ruha acı çektirmektir. Ancak sadece acı çeken ruhlar dünyanın mükemmel olmadığını anlayabilir. Seçme hakkı irade sahibine aittir. Gerçeği öğrenmek adına delirmek ya da zamanında yatağa girmek. Burası ruh ortağıyla tanışmak isteyenlerin diğerlerine &amp;quot;iyi uykular&amp;quot; dilediği bir gezegendir. Her şey uykudan sonra başlar. Siz uyuduktan sonra.&amp;quot;   (Hakan Günday/Ekşi11-17Kasım_sayfa14)&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+uykudan+sonra&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!693.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!693.entry</guid><pubDate>Wed, 16 Nov 2005 16:09:05 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!693/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!693.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2005-11-16T16:09:05Z</dcterms:modified></item><item><title>deliliğe övgü</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!646.entry</link><description>&lt;div&gt;&amp;quot;Bu kadar derin ıssızlık ürkütücüydü. Yoksa ıssızlık içinde ancak deliler ve korkaklar ve köleler mi yaşayabilirdi?&amp;quot; - Nihat Genç&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+delili%c4%9fe+%c3%b6vg%c3%bc&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!646.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!646.entry</guid><pubDate>Tue, 27 Sep 2005 19:18:31 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!646/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!646.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2005-09-27T19:18:31Z</dcterms:modified></item><item><title>...ve biz onlara diyeceğiz ki:</title><link>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!580.entry</link><description>&lt;div&gt;
&lt;p&gt;&lt;font face="Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif" color="#ffffff" size=1&gt;  &amp;quot;Hesaplaşma günü geldi. Şimdiye kadar yalnız din kitaplarında yargılandınız. Biz fakirler, zavallılar, yarım yamalaklar, bu kitapları okuyup teselli olurken içinizden güldünüz. Ve çıkarınıza baktınız. Hatta gene sizlerden, sizin gibilerden, büyük düşünürler çıktı ve bu kitapların bizleri uyuşturmak için yazıldıklarını ileri sürdüler. Biz zavallılar, ya bu düşüncelerden habersiz kaldık, ya da bunları yazanları bizden sanarak alkışladık. Yani uyuttular alkışladık, uyandırıldık alkışladık. Her ne kadar bugün siz  suçlu, biz yargıç sandalyesinde oturuyorsak da gene acınacak durumda olan bizleriz. Esasında, sizleri yargılamaya hiç niyetimiz yoktu; sizin dünyanızda, o dünyayı bizlerin sanıp yaşarken, hepinize hayrandık. Sizler olmadan yaşayabileceğimizi bilmiyorduk. Ayrıca, dünyada gereğinden çok acıma olduğuna ve bizim gibilerin ortadan kaldırılmamasının sizlerin insancıl duygularına bağlandığına inanmıştık. Bu çok masraflı dünyada bir de bize bakmanız katlanılması zor bir fedakarlıktı. Arada bir bize benzeyen biri çıkıyor ve artık yeter diyordu. Onunla birlikte bağırıyorduk: artık yeter! Bazen kazanıyorduk, bazen kaybediyorduk ve sonunda her zaman kaybediyorduk. Onlar da sizin gibi onlardı. Düzeni çok iyi kurmuştunuz. Hep bizim adımıza, bize benzemeyen insanlar çıkarıyorduk aramızdan. Kimse bizim tanımımızı yapmıyordu ki biz kimiz bilelim. Gerçi bazı adamlar çıktı bizi anlamak üzere; ama biz kimiz bilelim. Gerçi bazı adamlar çıktı bizi anlamak üzere; ama bizi size anlattılar, bizi bize değil. Tabii sizler de bu arada boş durmadınız. Bir takım hayır kurumları yoluyla hem kendinizi tatmin ettiniz, hem de görünüşü kurtarmaya çalıştınız. Sizlere ne kadar minnettardık. Buna karşılık biz de elimizden geleni yapmaya çalıştık: kıtlık yıllarında, sizler bu dünyanın gelişmesi ve daha iyi yarınlara gitmesi için vazgeçilmez olduğunuzdan , durumu kurtarmak için açlıktan öldük; yeni bir düzen kurulduğu zaman, bir düzenin yerleşmesi için, eski düzene bağlı kütleler olarak biz tasfiye edildik (sizler yeni düzenin kurulması için gerekliydiniz, bizse bir şey bilmiyorduk); savaşlarda bizim öldüğümüze dair o kadar çok şey söylendi ki bu konuyu daha fazla istismar etmek istemiyoruz; bir işe, bir okula müracaat edildiği zaman fazla yer yoksa, onlar kazansın, onlar adam olsun diye biz açıkta kaldık; yani özetle, herkes bir şeyler&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;yapabilsin diye biz, bir şey yapmamak suretiyle, hep sizler için bir şey yapmaya çalıştık.. Bütün bunlar olurken birtakım adamlar da anlayamadığımız sebeplerle anlayamadığımız davalar uğruna yalnız başlarına ölüp gittiler. Böylece bugüne kadar iyi (siz) kötü (biz) geldik. Bize sizleri, yargılamak gibi zor ve beklenmeyen bir görev ilk defa verildi; heyecanımızı mazur görün.&lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font color="#ffffff"&gt;&lt;font face="Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif"&gt;&lt;font size=1&gt;&lt;span&gt;   &lt;/span&gt;Aramızda hukukçu olmadığı için söz uzatılmadı, sanıkların kendilerini savunmalarına izin verilmedi. Gereği düşünüldü. Sanıkların ellerinden başarılarının alınmasına oybirliğiyle karar verildi.”&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font face="Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif" color="#ffffff" size=1&gt;(Tutunamayanlar-Oğuz Atay/İletişim Yayınları 35.Baskı 2004 s225-s226)&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com&amp;#47;y1ppix2PoU9ZamzKbE8AX6LO-gxUo9lQYfx1M-mGP947AAWG1XJCbLIzg"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;48ED19F92C54C26D&amp;#33;581&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5254884898192540269&amp;page=RSS%3a+...ve+biz+onlara+diyece%c4%9fiz+ki%3a&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=turgut85.spaces.live.com&amp;amp;GT1=turgut85"&gt;</description><comments>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!580.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!580.entry</guid><pubDate>Fri, 22 Jul 2005 11:35:51 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://turgut85.spaces.live.com/blog/cns!48ED19F92C54C26D!580/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://turgut85.spaces.live.com/Blog/cns!48ED19F92C54C26D!580.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2005-07-29T17:54:09Z</dcterms:modified></item></channel></rss>